Bir öğrencinin ülke ekonomisi için yarattığı akıl almaz gücü hiç düşündünüz mü? Düşüncesel ve kelimesel anlamda başlangıçta hiçte önemsenmeyecek bir ekonomik olgu gibi gelen öğrenci kelimesi ülkemizde çok ciddi anlamda devasa bir ekonomik pazarın söz sahibi kitlenin isimsiz kahramanıdır.

Bir öğrencinin ana okuluna adım attığı günden üniversite eğitiminin sonuna kadar geçirdiği süreçte yarattığı istihdam, üretim ve tüketim kanalları hiçbir sektörde bu denli geniş bir yelpazede mevcut değil. Genel olarak bir ülkenin ekonomi lokomotifleri inşaat, sağlık, gıda sektörleri gibi alanlar olduğu düşünülür; her yıl milyonlarca ev satılmaz !insanlar sağlığına maddi imkanlar doğrultusunda önem verir! Kimi gün bir simitle geçiştirdiğimiz çok olmuştur! ama çocuk sahibi aileler her şeyden kısarak onların en değerli varlıkları olan evlatlarını okula göndermek için her türlü fedakarlığa katlanır. Anne ve babanın en büyük hedefi her şeyden önce çocuklarının iyi eğitim almasıdır. Bunun için evler satılır,tatillerden kısılır,doktor ihtiyaçları bile göz ardı edilirken yemedi içmedi okuttu sözü yerini bulur. Çok basit bir anlatımla eğitim sektörünün etki alanlarını düşündüğümüzde; öğrenciden başlayarak piramidin aşağılarına inersek : giyim, kırtasiye, ulaşım, gıda, binalar, okul içi malzemeler, iletişim araçları, elektronik, kimyasallar, kağıt sanayi, enerji eğitmenler ve diğer çalışanlar ve daha burada sadece isimlerini yazsak konuyu tamamlayacağımız bir çok sektör ve bağlantılı dalları.

Peki eğitim sektörü ülkemiz ekonomisine bu kadar yüksek katma değer yaratırken ekonomik bütçeden GSMH dan hak ettiği payı alıyor mu? Bu çok doğal olarak idarecilerin ekonomistlerin cevaplayacağı bir soru olmasına rağmen yaşadığımız tablo itibarı ile hak ettiği değeri gördüğü söylenemez. Ülkemizin ekonomik yapısı kalkınma mücadelesi devletimizin bu alana gerçek anlamda yatırım yapmasını ‘ne kadar canı gönülden isteseler de’zorlaştırıyor. Bu dönemeçte iş özel sektöre düşüyor  özel okulların vakıf üniversitelerinin kurulması bir şekilde açığı kapatmaya yetmiyor. Büyük şirketlerin bazen karşılıksız bazen de insana yatırım amaçlı olarak eğitim alanına girmesi, tek başlarına güçleri yetmiyorsa birleşerek bu alana girmeleri gerekiyor. Gelecek nesillerin iyi eğitim almaları bir yana eğitimden mahrum kalmamaları ,sadece okur yazar değil eğitimli nesillerin yetişmesi bir ülke sınırları içinde yaşan tüm vatandaşların sorumluluğundadır. Ne acıdır ki 2010 Türkiyesin de çocuklarımızı okula göndermek için kampanyalar yürütülmekte. Kız çocuklarını okula göndermeyen erkek çocukları da eve para getirmesi için sokağa çalışmaya gönderen aileler mevcut. Gelecekte bu zihniyette aileler olmaması için geleceğin ailesini kuracak çocuklarımızı şimdiden eğitim sıralarına yollamamız yaşlandığımızda huzurlu aydın bir ülkede yaşamamız açısından hayati önem taşıyor.

Ülkemiz bulunduğu coğrafi yapı itibarı ile hassas bir jeopolitik konumda. Sahip olduğumuz birliğimizi huzurumuzu korumak aydın ülkesini seven ve bu ülkeye kendini vicdanen borçlu hisseden nesillerle olur. Kendisine bir eğitim fırsatı dahi vermediğimiz bireyden bir şey bekleyemeyiz zaten o bireyde ülkesi için bir şey yapmadığında vicdani rahatsızlık duymayacaktır. Vermeden almak Allaha mahsus. Gece hayatında özel hayatlarımızda harcanan paraları bir günlüğüne ihtiyacı olan bir öğrenci için harcadığımızı düşünün o para yukarıda sıraladığımız sektörlerde kaç kişinin işini garantilediği gibi bir çocuğun geleceğini inşa etmesini sağlayacak, belki bir gün sizi muayene edecek doktoru yaratacak. Cahil bir toplumla nasıl iletişim kurabilirsiniz? Nasıl anlaşır ve düşüncelerinizi tartışır yada paylaşırsınız? Dünyanın en yüksek binalarını inşa edin en hızlı araçları yapın en gelişmiş teknolojik aletleri  üretin eğitimli insan olmazsa bunların hepsi cansız ruhsuz nesnelerdir!

Size ütopik bir rüya ilk çağ taş devri insanlarını alın dünyanın en modern şehrine yerleştirin manzara tasviri size kalmış. Eğitimli bireyler olmadığı taktirde yaşadığımız çağda bile bu rüyayı görmeniz mümkün sadece televizyonlarınızı açın ve dünyadan haberleri izleyin insanların cehaletle birbirlerini nasıl katlettiklerini seyredin. Bizim ülkemiz atalarımızın canları uğruna bizlere bıraktığı bir emanet o insanlar her türlü zorluğa sırf gelecek nesilleri rahat etsin diye katlandı. Bu ilahi vefa borcunu şimdi telafi etmeliyiz  yoksa zaten ödememiz mümkün değil. Saygı görmek için saygı gösterecek nesiller yetiştirmemiz eğitime vereceğimiz önemle hayat bulacaktır. Hayatımızın ilerleyen yıllarında bizleri anlayacak saygı ve sevgi gösterecek insanlar yetiştiremezsek bu gün bir çok ailenin sorunu olan çocukları ile iletişim kuramayan insanlar topluluğuna dönüşürüz. Bu ayki yazımı yine toplumumuzdan bir sözle noktalamak istiyorum “Cahil dostum olacağına akıllı düşmanım olsun”Tüm çocuklarımızın akıllı dostumuz olması dileğimle.

 Platin Dergisi Kasım Sayısı

Yorum Yaz