Ülkemizde ve tüm İslam inancını paylaşan ülkelerde en kutsal günleri yaşadığımız Ramazan ayının manevi olguları doruğa çıkardığı şu günlerde iletişim konusunu aslında uzun zamandır düşündüğüm bir platformda sizlerle paylaşmak istedim.

İletişim alanında yazılan tüm kitaplar söylenen tüm sözler aslında binlerce yıldır din alimleri tarafindan bizlere iletilmeye çalışılan Tanrının ilahi emirlerini sentezden analize gotürmekten öteye bir çabadan başka birşey değildir. Bütün iletişim eğitimlerinde ana unsur sosyal bir toplum yapısına sahip insan türünün bağlarını geliştirerek ve sağlamlaştırarak yaşadığımız hayatı kolaylaştırmak barış ve huzur içinde yaşamak değil midir? İçinde yaşadığımız cağda iletişimin en uygar kanallarını kullanan insanoğlu duman işaretinden başlayarak posta güvercinini, PTT’nin başlangıcını oluştursun diye eğittikten sonra bugün artık cep telefonu ile son aşamaya taşımasına rağmen hala iletişimde iletişimsizliği nasıl başardığı da sanırım insan türüne özgü bir yetenek mahrumiyeti olsa gerek.

Oysa bize büyüklerimizden anlatıla gelen birbirimize yardım etmek, komşun acken senin tok yatmaman, fakire verilen sadaka, fitre, Kurban Bayramı’nda kurban kesmek, Ramazan’da tutulan orucun bizim için olduğu kadar açın halinden anlamak degil midir? Bir insan öldüren tüm insanlığı öldürmüş sayılmaz mı?

Hıristiyan inancında birisi sana bir tokat atarsa diger yanağını da uzat denmesi herhalde toplumu mazoşizme itmek için değildir! Burda verilen mesaj uygulanan şiddetin anlamsızlığını karşı tarafa göstermektir. Ramazan ayında verilen iftar yemeklerine eski dönemlerde ihtiyaç sahipleri davet edilir ve tabakların altına ev sahibinin ekonomik gücü orantısında akçe ya da altın konulurmuş. Bu paylaşım örnekleri sıralamakla bitmez. Tüm bu paylaşımlar toplumda iletişimin bir parçasıdır.

Peki bu paylaşım iletişimini sadece kutsal zamanlarda hatırlamak yeterlimi sizce? Yoksa geri kalan zamanlarda unuttuğumuz bu toplumsal iletişimi bu özel zamanlarda vicdanlarımızı rahatlatmak için mi kullanıyoruz? Yoksa gözden kaçırdığımız, dünyanın bir çok yerinde insanoğlu kendi türünü acımasızca katlederken, dünyanında doğal felaketlerle bizi kıskıvrak yakalayıp katletmesi tesadüf mü acaba? Bence değil kendi türüne acımayan, sadece ev yapmak için ormanları yakarak katleden bir topluma, Doğa Ana neden acısın? Tanrı kullarını iyiliğe yönlendirmek için peygamber yollayıp birer kutsal kitapla yaşam anayasasını şekillendirerek insanoğlunun pervasızca unutkanlığını,umursamazlığını gönderdiği ilahi emirleri ancak kitaplarla sabitleştirerek bizlere işimize geldigi zaman nasıl unutkan olduğumuzu vurgulamıştır.

İletişimin en güzel örneklerini toplumların dini inanç ve örf adetlerinde gozlemleriz, tüm kurallar sevgi ve paylaşım üzerine kuruludur. Tanrı bizlerle iletişimde yine kendi türümüzden temsilciler kullanma yöntemini seçerek bize değer verdiğini göstermiş olmasına rağmen insanoğlu bu seçilmiş elçileri kaale almayarak inatla iyilikten,  tavsiye ve doğruluk emirlerini iletmekten başka görevleri olmayan elçileri reddetmeyi akıllılık sayarak, bizimle kendi anlayış tarzımızda iletişim kurmayı, bizi sevdiğini her fırsatta gösteren yaradanın iletişimini dahi reddetmeye calışmakla aslında kendini tezata sürüklemiş olmuyor mu?

Her firsatta iletişimin önemini vurgulamaya çalışıyoruz, oysa yaradılıştan beri sadece barış, huzur ve iyi olmayı emreden dini kurallar zaten bizlere iletilmiş. Peki ne oldu da bu kadar iletişimden uzak; dostluktan, barıştan ,birbirimizi sevmekten kopmuş olarak yaşama; kendimizle dahi iletişim kuramadığımız bir yaşama kendimizi mahkum ettik? Tanrının iletişim kurallarını biraz daha anlamaya calışsaydık daha mutlu, yaşanmaya değer bir dünyaya sahip olmazmıydık?

Toplumlar arası evrensel barış için sadece özel ve kutsal günlerde ilahi iyilik ve tavsiyeleri nostaljik Türk filmi seyreder gibi anmak yerine, hayatımızın her gününe adapte etsek, biraz gerçek anlamda hayatla iletişim kursak, hırs ve gemi azıya almış tüm değerleri frensizce yok ederek yaşamaktan vazgeçsek çok şey mi kaybederiz? En azından yaşadığımız bu kutsal günlerde bu irdelemeleri kendimizde sorgulamak umuduyla tüm ulusumuza hayırlı, huzurlu, mutlu, iletişimli Ramazanlar diliyorum.

Platin Dergisi Eylül Sayısı

Yorum Yaz